Yazı Detayı
15 Nisan 2018 - Pazar 14:01
 
ABD, SURİYE REJİMİNİ DEĞİL, TÜRKİYE-RUSYA-İRAN İTTİFAKINI HEDEF ALIYOR
Dr. Furkan KAYA
 
 

Tüm dünyanın zamanını beklediği Suriye rejimine ABD öncülüğünde İngiltere ve Fransa koalisyon güçlerince hava operasyonu gerçekleşti. Başta Rusya ve İran’ı suçlayan ABD Başkanı Trump, Esad’ın Doğu Guta halkına kimyasal varil bombaları ile saldırdığını iddia ederek İngiltere Başbakanı May ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u da yanına alarak Esad’ın insanlık suçu işlemesi sebebiyle uluslararası hukuka dayanarak müdahale hakkını kullandıklarını ifade etti. Peki Esad gerçekten halkına karşı kimyasal silah kullandı mı? Kullanma niyetinde olsa bile bunu Rusya’dan habersiz gerçekleştirmesi oldukça güç. Rusya’nın durumdan haberdar edildiği farz edilse bile Devlet Başkanı Putin’in mevcut koşullarda bunu kabullenmesi bir hayli imkansız. O halde ortada bir kimyasal saldırı varsa bunu kim yaptı?

 

Barışa son veren barış çağı sürüyor

 

Genel olarak dünya tarihine bakıldığında yaklaşık her 100 yılda bir iki savaş arası dönemin yaşanıldığı görülüyor. “barışa son veren barışların çağı” olarak adlandırılabilecek bu dönemlerde küresel düzen zamanın güçlü aktörlerince yeninden dizayn ediliyordu. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları tarihin en vahşi ve acımasız savaşları olarak tarihe geçerken, bir daha büyük savaşların yaşanmaması için uluslararası ve uluslar üstü kurumların varlığının gerekliliği kabul edildi. Daimi barış için Birleşmiş Milletler kuruldu ve Güvenlik Konseyinde savaşın galip devletleri olarak ABD, Sovyetler Birliği, Çin, İngiltere ve Fransa yerini aldı. Fakat Soğuk Savaş dünyayı ABD ve Rusya’nın önderliğinde NATO ve Varşova Paktı olarak ikiye böldü. Varşova paktının ömrü uzun olmadı. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonrada NATO yeni misyon olarak bölgesel sorunlar ve terörizmle ile mücadeleyi benimsedi.

 

Soğuk Savaş kurumları olan BM ve NATO’nun, kalıcı barışın tesisi için gerekli politikaları uygulamadığını görebilmek zor değil. Elbette bu iki kurumun ismi geçtiğinde akla ilk olarak ABD geliyor. Bunun en somut nedeni ise iki kuruma da en çok mali destek sağlayan ülkenin ABD olması. Trump göreve başladığı ilk aylarda ABD’nin NATO’nun yükünü artık tek başına sırtlamayacağını, diğer müttefiklerinde ellerini ceplerine atması gerektiğini söylemişti.

 

Hiçbir ülke yeni bir dünya savaşının bedelini kaldıracak güçte değil

 

Suriye meselesi Rusya’nın ve ABD’nin Soğuk Savaş döneminden beri en ciddi bilek güreşi sahası. Hatta taraflar arası son söylemler ile beraber 3. Dünya Savaşının artık çok yakın olduğuna inananların sayısı hızla artıyor. Elbette ABD ve Rusya’nın bunu göze alabilmesi hiçte kolay değil. Ellerinde bütün dünyayı yok edecek kadar nükleer silah bulunan iki ülkenin, dünyayı nasıl bir dehşete sürükleyeceğini kendileri de biliyorlar. Eğer bir ülke askeri kapasitesini karşısındaki güce göre arttırıyorsa bu “caydırıcılık” ve “denge” politikası gereğidir.

 

Suriye’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir

 

Bugün Türkiye, coğrafyasındaki çok bilinmezli denklemin tam merkezinde. Bu adeta “savaşın bukalemun doğasını” temsil ediyor. Suriye’nin Esadlı ve Esadsız yeni döneme nasıl gireceği belirsiz. Fakat kişi odaklı hükümler yerine uzun vadeli Suriye’nin hangi çıkarlar doğrultusunda güvenliğinin sağlanacağı iyi muhasebe edilmeli. Kişiler elbette kalıcı değil. Ama sonrası dönemin hesabı iyi yapılmaz ve gerekli önlemler alınmazsa doğuracağı sonuçlar büyük felaketler içerebilir. Türkiye’nin bölgede Rusya ile yürüttüğü yakın siyaseti baltalamak için kullanacakları en uygun alan Suriye. ABD, Fırat’ın doğusunda PYD/PKK kontrollü bir yönetim hedefinden vazgeçmiş değil. Bu Türkiye’nin ulusal güvenliğine en büyük tehdit. O halde Suriye’nin bütünlüğü ve meşru seçimler ile Suriye siyasetinin belirlenmesi Türkiye’nin milli menfaatleri için hayatidir.  

 

Son olarak BM’nin kararı olmaksızın ABD, Fransa ve İngiltere’nin bu saldırıyı gerçekleştirmesi BM’nin otoritesinin son derece zayıfladığını gösteriyor. Bütün bu gelişmeler artık gösteriyor ki, dünya barışının Soğuk Savaş kurumları olan BM ve NATO ile sağlanması artık mümkün görünmüyor. Suriye’nin geleceğinin, Türkiye-Rusya-İran tarafından belirlenmesini ABD’nin isteyeceği en son şey olacağı unutulmamalı.

 
Etiketler: ABD,, SURİYE, REJİMİNİ, DEĞİL,, TÜRKİYE-RUSYA-İRAN, İTTİFAKINI, HEDEF, ALIYOR,
Haber Yazılımı kocaeli escort escort kocaeli şirinevler escort beylikdüzü escort şişli escort