Yazı Detayı
14 Şubat 2018 - Çarşamba 17:01
 
BÖLGESEL GÜÇ TÜRKİYE
Prof. Dr. Gazi UÇKUN
haber@mavikocaeli.com.tr
 
 

Aslında uluslar arası ilişkilerde devletlerin güçlerinin kategorilendirmesi sahip oldukları askeri, siyasi, ekonomik ve coğrafi güçlerine göre adlandırılır. Küçük güç, orta güç, bölgesel güç, büyük güç, süper güç, veya hegemon güç olarak sıralanabilir. Küçük ve orta güç bölgesel güç içinde yer alabilir. Tabi birde küçük güç bile olamayan kategori dışı ülkeler de mevcuttur. Bir çok Afrika ve Asya ülkesi buna dahildir. Yani tamamen dışa bağımlı, kendi başına günlük yaşamını sürdüremeyen ve dış yardımlarla ayakta durabilen ülkelerdir bunlar.

Dünya iki kutupluyken yani doğu – batı veya kapitalist – komünist ya da ABD ve uyduları ile S.S.C.B. (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği)ve uyduları veya NATO – Varşova paktı varken iki küresel güç olduğu kabul edilirdi. Malumunuz üzere bunlardan biri ABD diğeri ise S.S.C.B. idi. S.S.C.B. açılım ve yeniden yapılanma süreci içinde parçalanıp şemsiyesi altındaki uluslar bağımsızlıklarını ilan edince ( Çoğu Türk Cumhuriyetleridir. Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi, ayrıca Ermenistan, Gürcistan, Belarus, Estonya, Litvanya, Letonya vs.) Rusya Federasyonu tek devlet olarak kaldı. Bunun üzerine ABD. karşısında eşit bir güç kalmadığını öne sürerek Dünyanın tek yeni küresel gücü yeni hegemon gücü olduğunu ilan etti ve dünyanın Jandarmalığına soyundu Deyim yerindeyse ‘ her yerde benim borum öter ’’ demeye başladı. Denizler benim, gökler benim, petrol benim, doğalgaz benim, ben ne istersem o olacak dedi. Rusya Federasyonu kendini toparlayıncaya kadar (ki devlet başkanları Putin bunu başardı) bu tek kutupluluk devam etti. ABD, Afganistan’ı, Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Mısır’ı tarumar etti. Bazıları yıkıldı viran oldu, bazıları daha şanslıydı az bir zararla kurtardı. İran’a göz dikti, T.C.’ni tehdit etmeye başladı. Ben şahsen ABD’nin tarihin hiçbir döneminde bizim dostumuz olduğuna, stratejikliği bırakın sıradan basit işlerde bile ortağımız olduğuna inanmadım. ABD’nin sadece kendi ulusal çıkarları için diğer ülkeleri kullandığını ve bizimde maalesef o ülkelerden biri olduğumuzu düşündüm.Kore’ye asker göndermek, Afganistan’a asker göndermek, Irak bataklığına bizi sokamaya çalışmak, Iran ile bizi savaştırmanın yollarını aramak bunların en başında gelenler. Kendimizi kandırmayalım ve şunu adımız gibi bilelim. ABD’nin, İngiltere, İsrail, Kanada ve Avustralya (ki ingiltere’den dolayıdır.)’ dan başka stratejik ortağı yoktur. Yani gelipde bize ortaklığımız devam ediyor,dostluğumuz bakidir, Türkiye bizim için vazgeçilmezdir filan dediklerine bakmayın bunların hepsi palavradır, kargalar bile gülmez çünkü bayat espiridir.

Gelelim tekrar güç meselesine. Rusya her ne kadar bir süreliğine küresel güç konumunu yitirmiş gibi gözükse de özellikle son 10 yılda eski gücüne kavuşmuş ve kurduğu doğru ilişkiler ve stratejiyle ABD’nin karşısına buradayım diyerek çıkmıştır. Suriye’de Esad ayaktaysa ve halen Suriye parçalanmadıysa bunda en büyük pay Rusya’nındır. ABD. İran’a vuramadıysa yine en büyük pay Rusya’nındır. Türkiye’de bu iki konuda kendi ulusal çıkarları çerçevesinde Rusya ile aynı tarafta durmuş ve ABD’nin hastalıklı stratejisine geçit vermemiştir. Aslında hiç sesi çıkamayan veya çıkarmıyor gibi duran dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Çin’de bir küresel güçtür. Özellikle Afrika kıtasına yerleşmeye, alt yapı yatırımları yapmaya başlamış bir devlet, Irak ve Suriye konularında bu güne kadar topa girmedi ama bundan sonra girmeyeceği anlamına gelmez. Kuzey Kore’nin bu kadar efelenmesinin arkasında Çin’den aldığı destek var.

 

ABD, Rusya ve Çin’i Küresel güç, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya’yı büyük güç veya kıtasal güç olarak değerlendirilebiliriz. T.C. ise bölgesel güç olmaktan çıkmış ve her geçen gün, Kıtasal güce veya büyük güce doğru ilerlemektedir. Çünkü hem bölgesinde hem de dünyanın başka köşelerinde ekonomik, askeri, siyasi ve kültürel olarak boy göstermektedir. Afrika’da askeri vardır, Afganistan’da askeri vardır, Balkanlarda askeri vardır, Arap yarımadasında askeri vardır, Irak’ta askeri vardır,dünya denizlerinde savaş gemileri dolaşmakta dünya barışına hizmet etmek için görev almaktadır. Ayrıca içerde sıkıntıları olsa da bölgesindeki tek istikrarlı, demokrasinin işlediği, ekonomisinin büyüdüğü, dış yatırımların gelmekten çekinmediği tek ülkedir.

Özellikle son 25 gündür yaşanan Afrin Harekatı sürecinde bütün kurumların, milletin tek yürek, tek ses olarak bir araya gelmesi ve gücünü dünyaya göstermesi T.C.’nin büyük güç olma yolundaki ilerleyişini hızlandıracaktır. Bölgenin insanları ABD’nin verdiği silahlarla birbirini yok etmeyi durdurduğunda bölgeye barış gelecek ve coniler kuyruklarını kısarak geldikleri gibi gideceklerdir.

 

Hoşça kalın,barış içinde kalın…

 

Prof. Dr. C. Gazi UÇKUN

 
Etiketler: BÖLGESEL, GÜÇ, TÜRKİYE,
Haber Yazılımı escort bayan istanbul escort bayan istanbul escort şirinevler escort escort şirinevler kocaeli escort escort kocaeli
ankara escort
tuzla escort alanya escort kartal escort tuzla escort