Yazı Detayı
12 Mayıs 2018 - Cumartesi 16:55
 
Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: Geleceğimiz Üniversiteler (mi) !
Prof. Dr. Gazi UÇKUN
haber@mavikocaeli.com.tr
 
 

Dünya’da herhalde bizim gibi hergün aksiyonu olan başka bir ülke yoktur. Yarın sabah ne olacağını kestirebilmek bile zor. Gündem her an yoğun ve hareketli. Çevremizde, Dünyada olan bitenler zaten hemen bize yansıyor. Trump  rüyasında İran’ı görüyor kabak bize patlıyor. İki Müslüman ülke (İran ve Suudi Arabistan ) birbirine diş geçirmek için yanlarına iki hıristiyanı (Trump ve Putin ) alıyor. Bu ne perhiz , bu ne lahana turşusu misali! İyi, kötü  herşey  yolunda giderken veya en azından gider gibi gözükürken  hoop  erken seçim!  Bu toz duman içinde esas  meselelerimizi  unutuyor  veya yeterince önem veremiyoruz.

 

Türkiye  genç nüfusuyla zaten oransal olarak Dünyada en önde gelen ülkelerden biri. Avrupa hızla yaşlanırken Türkiye genç kalmaya devam ediyor. Bizim Üniversitelerde, liselerde, ilköğretimde öğrenim gören genç öğrenci sayımız kadar nüfüsu olmayan Avrupa ülkeleri var. Genç nüfus bir ülke için stratejik öneme ve değere sahiptir. Tabi ki doğru yönlendirilebilir, eğitilebilir, ekonomiye, sosyal-kültürel  hayata katabilirseniz.  Aksi takdirde bu değerli  ve önemli  potansiyel  gücünüz  ülkenin en büyük sorunu haline gelebilir. Gençleri  yararlı hale getirmenin  yegane yolu  eğitimdir. Eğitim ise aileden  başlayarak kademe kademe ilerler  ve  her kademede kişiye  bir şeyler  katar, zenginleştirir. Eğitimin son kademesi  ise üniversitelerimizdir. Üniversite tercihi  ve süreci  kişinin bütün hayatını etkileyen ve kalıcı olan bir dönemdir. Son çıkan yasa ile yirmi yeni üniversite kurulmuş,  on üç üniversite bölünmüş  veya  ayrılmış toplamda on altı devlet  ve dört vakıf olmak üzere sayı yirmi olmuştur. Sayının ucunu kaçırdık ama sanırım 214 üniversiteye ulaştık. Ki sırada bekleyen, öğrenci sayısı altmış bin yetmiş binleri geçmiş veya coğrafi olarak ana kampüsten yani  il merkezinden uzaklaşmış  dolayısıyla idari anlamda güçlükler yaşayan üniversitelerimiz de var. Örneğin Balıkesir Üniversitesi  Körfez Üniversitesi  olarak  yeni bir oluşumu beklemekte, keza Kocaeli Üniversitesi seksen beş binlere  dayanan öğrenci sayısı, Fakülte, Yüksek Okul ve Meslek Yüksek Okul sayısındaki hızlı artışla yeni bir üniversite doğurmaya hazır görünmektedir.

 

Üniversite sayısı çoğalsın bunda bir sorun yok. İhtiyaç olan her yere, ihtiyaç duyulan her alanda ( Uzmanlaşmış üniversiteler, Sağlık Üniversitesi, Teknik Üniversite, Sosyal Bilimler Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Semavi Dinler ,Ahlak ve Felsefe Üniversitesi, Güvenlik Bilimleri Üniversitesi- ki buna başka bir yazımda değineceğim)  açılsın. Ama doğru yerde, doğru içerikle ve amaca uygun olarak açılsın. Yukarıda saydığım üniversitelerin bazıları açılmaya başlandı zaten. Demek ki aklın yolu birdir. Bunlar yapılırken eski hatalara düşülmesin.  Örneğin ,aman öğrenci gelsin kontenjanımız dolsun, harç paraları gelsin gibi yanlış mantıkla gelecekte karşılığı olmayan fakülteler, meslek yüksek okulları açılmasın. Bu açma konusu fasit daire gibidir. Yani çıkmaz sokak. Gereksiz okullar, bölümler açarsınız, öğrenci alırsınız, bu kez de aman hoca yok diye ilgili ilgisiz önünüze geleni kadroya alırsınız. Aradan birkaç yıl geçer ve mezun olan çocuklar iş bulamayınca o bölümlere gelen öğrenci sayısı azalır hatta hiç kalmaz , bu seferde hadi kapatalım dersiniz. Bunu şu anda bütün üniversiteler yaşadığı gibi bizim üniversitemiz de yaşamaktadır. Öğrencisinden çok öğretim elemanı olan bölüm ve programlar var. YÖK. on ve daha az sayıda öğrencisi olan bölüm ve programları kapatın diyor zaten. Ama kapatma işlemini üniversitelere bırakmadan doğrudan kendisinin yapması gerekiyor. Çünkü süreç yavaş işliyor ve hastalıklı yapı bitirilemiyor. Hiç kimse benim yoğurdum ekşi demiyor.

 

Eğer bir üniversitede fakülte, yüksek okul ve meslek yüksek okulu sayısı sekizi, onu geçiyorsa orada sorunlu bir yapı oluşmaya başlamış demektir. Ne kadar çok okul (birim) varsa kaynak o kadar çok bölünecek ve hiçbir iş tam yapılmayacak demektir. Askeri bir tabirle “Sıklet Merkezi” yok demektir. Sıklet Merkeziniz yoksa veya kaybolduysa nereye hangi güçle yöneleceğinizi,  aciliyetlerinizi,  önem vereceğiniz konuları kaybettiniz demektir.

 

Lafı çok dolandırmaya gerek yok. Yeni kurulan üniversitelerin atanacak yeni rektörlerine ve mevcut olanlara naçizane önerilerim şunlardır.

*Her ilçeye, her mahalleye bir MYO. Açmaya  gerek yok, bu tuzağa düşmeyin.

 

*Sektörlerde karşılığı olmayan bölümler açmayın, öğrenci almayın, şayet halen böyle bölümleriniz varsa  öğrenci  sayısına  bakmadan  hemen kapatın. Gençlerin ömürlerinden 4-5 senelerini  heba etmelerine izin vermeyin.

*Akademik kriterlerde, yükseltmelerde, alımlarda, görev süresi uzatımında objektif ve yansız olarak gerekeni  yapın.

*Yapılan yayınların indekslerde yer almasından çok bu ülkeye, bu millete ne katkısı olmuş veya olacak ona bakın.

 

*Okulunu, öğrencisini  benimseyen ,  orayı  evi  gibi gören, öğrenciyi  kendisine  emanet edilmiş kıymetli bir varlık olarak kabul eden, derdini dert, sevincini sevinç  edinen  insanlarla çalışın.

*Ayrıştırıcı, bölücü, dışlayıcı ve   ötekileştirici ,  sapık,  tacizci sözde akademisyenlere göz açtırmayın ve hemen sistemin dışına çıkartın.

 

*Fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirilmesi için ne gerekiyorsa yapın.

*Çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmak hatta onları geçmenin yolunun gençleri iyi yetiştirmek, onlara yatırım yapmak olduğunu hiç unutmayın.

 

*Üniversitenin sadece diploma veren  değil  hayatı öğreten, milli bilinci aşılayan, vatan sevgisini yerleştiren, saygıyı, sevgiyi, kıymet bilmeyi, ahlaklı bireyler olmayı da öğreten kurumlar olduğunu bütün akademik, idari personele anlatın, anlattırın.

 

Geleceğimiz gençlere emanetse, bu ülkeyi yakın gelecekte bu gençler yönetecekse  yani geleceğimiz üniversitelerse  o zaman doğru adımlar atmalı, ihtiyaç analizi yapmalı , mevcut durum tespiti yaparak adım atılmalıdır. Aksi takdirde karanlığın içinde kaybolup gitmek işten değil.

 

Saygılarımla Hoşçakalın.                                                                

 

 

 
Etiketler: Gazi, Uçkun'un, Köşe, Yazısı:, Geleceğimiz, Üniversiteler, (mi), !,
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2018
Prof. Dr. Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: BİRAZDA GURURLANALIM
03 Eylül 2018
Gazi Uçkun!un Köşe Yazısı: Ayakta Kalmanın İlk Şartı Borca Karşı Durmak
20 Ağustos 2018
Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: İnsan yaşamındaki önemli eşikler
18 Ağustos 2018
Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: Borç Yiyen Kesesinden Yer
03 Ağustos 2018
Prof. Dr. Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK
29 Temmuz 2018
Prof. Dr Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: ATATÜRK’ÜN ÇAĞDAŞLIK SAVAŞI
14 Temmuz 2018
Prof. Dr. Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: Türk Milleti Bu Mu?
03 Temmuz 2018
Prof. Dr. Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: THESSELANİKİ,BİTOLA,OHRİD,SKOPJE VE DİSCALCULİ
14 Haziran 2018
Prof. Dr. C. Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: Enseyi Karartmayın Başarılı Bir Gençlik Geliyor
02 Haziran 2018
Prof. Dr. C. Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: Adil Olmayan Bir Yarış
22 Mayıs 2018
Prof. Dr. Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı: Değneksiz Köyün Kuduz Köpekleri
04 Mayıs 2018
Gazi Uçkun'un Köşe Yazısı
20 Nisan 2018
Beşikten Mezara kadar borçluyuz!
19 Nisan 2018
BEŞİKTEN MEZARA KADAR BORÇLUYUZ!
17 Nisan 2018
ÇOCUKLAR ÖLMESİN ŞEKERDE YİYEBİLSİNLER
10 Nisan 2018
BENDEN SONRASI TUFAN
04 Nisan 2018
Vicdanını Yitirmiş Bir Dünyadan Başka Nedir ki Cehennem?
29 Mart 2018
ÇANAKKELE’NİN ARDINDAN
29 Mart 2018
İŞ GÜVENLİĞİ (Mİ)!
19 Mart 2018
KISA YOLDAN KÖŞEYİ DÖNMEK
13 Mart 2018
Cumhuriyet Tarihimizin Gizli Kahramanları (Tarhana Osman)
06 Mart 2018
Eski Defterleri Karıştırmayın!
01 Mart 2018
Afrin Harekatı ve Strateji
21 Şubat 2018
Vatan da lazım ekmek de
14 Şubat 2018
BÖLGESEL GÜÇ TÜRKİYE
09 Şubat 2018
Mucize mi yoksa Azim ve Başarı mı ?
04 Şubat 2018
EMMANUEL MACRON’A CEVABIMDIR
31 Ocak 2018
AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT(MA)
27 Ocak 2018
BİR ŞEY OLMAZ!
23 Ocak 2018
VEFA
13 Ocak 2018
Güvenlik ve Turizm
09 Ocak 2018
İKİ ÇINAR GÖĞE ERDİ
04 Ocak 2018
TÜRK OCAĞI ANA KUCAĞI
02 Ocak 2018
SÖMÜRGECİLİK VE TÜRKLER-2
30 Aralık 2017
SÖMÜRGECİLİK VE TÜRKLER - 1
27 Aralık 2017
ŞANTAJ, RÜŞVET, TEHDİT VE SONUÇ HEZİMET
25 Aralık 2017
NE AB, NE ABD, NE NATO TAM BAĞIMSIZ AVRASYA TÜRK BİRLİĞİ
19 Aralık 2017
MUTLULUK MU DEDİN? BİZ MUTLULUĞU ÇOKTAN UNUTTUK
17 Aralık 2017
MESLEK YÜKSEK OKULU MESELESİ, MEMLEKET MESELESİ
12 Aralık 2017
AHLAK DİN VE KUDÜS
08 Aralık 2017
Dunning - Kruger Etkisi ya da Cahil Cesareti
01 Aralık 2017
LEYLA’DAN SONRA
Haber Yazılımı