Yazı Detayı
17 Mayıs 2018 - Perşembe 16:46
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
Halil Küçükparlak
admin
 
 

MHP lideri Devlet Bahçeli durup dururken Twitter’dan “Çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, kadın katilleri, PKK’lılar, FETÖ’cüler hariç, kader kurbanlarını affedilmeli” diye bir paylaşımda bulundu. Bununla da yetinmedi “Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz kardeşlerimizi taş duvarlar ardında çürümeye terk etmek ne kadar adil ve adaletlidir”  şeklinde paylaşımına devam etti.

Bu sözler üzerine gazeteciler Başbakan Binali Yıldırım’a konu hakkındaki fikrini sorduklarında “Af konusu gündemimizde yok” şeklinde cevap verdi.

 

Aynı soru kendisine sorulduğunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Bahçeli'nin bu talebi veya teklifi, kendisine ait bir taleptir, tekliftir. Ama bizim şu anda hükümetimizle, böyle bir düşüncemiz kesinlikle yok" dedi.

Bu konudaki partisinin görüşünü CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel: “Toplumsal barışa katkı sunacak her şey konuşulabilir. Ancak bunların konuşulacağı yer Meclis’tir; Twitter değildir” şeklinde açıkladı.

 

Bu konudaki tüm görüşleri böylece özetledikten sonra kendi görüş ve düşüncelerime gelince… Devlet Bahçeli paylaşımda bulunmuş ama Cumhurbaşkanı ve Başbakan karşı çıkmış konuya. Yani olmayacak mı? Cumhurbaşkanı ve Başbakan ısrarla “Seçimler 2019’da yapılacak” diyorlardı ama Devlet Bahçeli çıktı seçimleri “Bu yılın ağustos ayında yapalım” dedi. Hükümet daha da erkene aldı. Ben gelecek dönemde Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacağı söylentileri dolaşan Devlet Bahçeli’nin seçim tarihinin erkene alınmasını kendi kafasından açıkladığına inanmıyorum. Bu af konusunu da kendi kendine söylediğine inanmıyorum.

 

Çok genç okuyucularım bilmez ama orta yaş grubu okurlarım hatırlar, böyle taktikleri 8. Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal uygulardı. Ben ilk olarak onun zamanından hatırlıyorum. Bir bakan veya partisinden bir milletvekili aniden ortaya bir konu atar, bütün millet günlerce o konuyu tartışır dururdu. Çok fazla tepki alırsa “Bizim öyle bir düşüncemiz yok, o arkadaşımız şahsi fikrini söylemiş” der geçerdi. Ama fazla tepki almazsa o konu gündeme alınır ve gerçekleştirilirdi. Şimdi bu işlemlerle Bahçeli görevlendirilmiş galiba.

 

Af konusuna gelince… Önce bir fıkra anlatmak istiyorum daha iyi anlaşılması için.

Geçmiş zamanda Karadeniz bölgemizde Temel köy yolunda kıstırmış Fadime’yi tecavüz etmiş. Fadime feryat figan yardım istiyor. Temel yakalanıp yargılanıyor ve birkaç sene hapis verilerek cezaevine konuyor. Aradan altı ay geçtikten sonra Fadime sokakta Temel’e rastlayınca “Uyy Temel sen hapisten mi kaçtın?” diye soruyor. Temel gayet sakin “Hayır ben hapisten kaçmadım. Devlet beni affetti” diyor. Fadime şaşkın “Temel sen Devlet’e mi tecavüz ettin, bana mı” demek zorunda kalıyor.

 

Şimdi Devlet Bahçeli’nin sözünü ettiği “kader kurbanları” kimler? Bilen var mı? Kendisi iki kişinin ismini vermiş kader kurbanı diye ama onlar kader kurbanı değil bildiğin mafya elebaşları. Kader kurbanı fıkrada adı geçen Fadime’ye tecavüz eden Temel de değil. Mesela binlerce kişiyi dolandırıp yurt dışına kaçan Çiftlikbank’ın Tosun’u da kader kurbanı değil.

 

Çalan, çırpan, dolandıran, yaralayan, yakan, yıkan, adam vuran, adam öldüren, komşusuna saldıran, uyuşturucu ticareti yapan, gasp eden mi kader kurbanıdır? Hayır, bana göre kader kurbanı falan değildir. Kaderine boyun eğmemiş, suç işlemiştir, suç! Suçu kaderin üzerine atmaya kalkmasın kimse! Kader, hiç kimseyi suçlu yapmaz, suça teşvik etmez. Herkes kendi yapıp ettiklerinin cezasını çeker, çekmelidir. Belirli aralıklarla af çıkartılması alışkanlık haline gelirse cezaların caydırıcılığı kalmaz.

 

Cumhur ittifakı baktılar ki bu sefer işler kötü gidiyor cezaevindeki mahkumların ve ailelerinin oylarına gözdiktiler bana göre. Ama böyle söylentilerle insanlara umut vererek sonra hayal kırıklığına uğratmaya hakkınız yok.

 

Cezaevlerinde halen 245 bin mahkûm bulunuyor. Bunların 50 bini terör (35 bini FETÖ), 5 bini cinsel saldırı, 25 bini “adam öldürme” suçundan cezaevinde. Bahçeli’nin önerisine göre, bu 3 suç gruptan cezaevinde olan 80 bin mahkûm olası bir düzenlemeden yararlanamayacak. Hırsızlık, dolandırıcılık, yaralama, uyuşturucu madde ticareti gibi adli suçlardan ise 165 bin kişi cezaevinde bulunuyor. MHP Lideri’nin önerdiği gibi bir af çıkması durumda, 165 bin tutuklu ve hükümlü bu uygulamadan yararlanacak. Cezaevlerinde hırsızlıktan 40 bin, dolandırıcılıktan 24 bin, uyuşturucudan 55 bin, yaralamadan 22 bin, diğer suçlardan 24 bin mahkûm bulunuyor. Hırsız mı kader mahkumu, yoksa dolandırıcı mı, ya da uyuşturucu satıcısı mı?

 

Sözün özü: Suç işleyen cezasını çekmeli, af diye bir şey olmamalı. Af söylentilerini gündeme getirerek insanların duygularıyla da oynanmamalı.

 
Etiketler: Halil, Küçükparlak'ın, Köşe, Yazısı:, Afedersiniz, ama...,
Yazarın Diğer Yazıları
14 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Masumiyet
12 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Zeki, çevik ama ahlaklı değil
10 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sinirler ve sınırlar
07 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum
02 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Evli evine, köylü köyüne
24 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?
19 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Mutluluğu kutlamak kaç desibel?
13 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Elma-inek-araba-spor
06 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yerli mi, milli mi?
27 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah hepimize akıl fikir versin
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
05 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
14 Nisan 2018
İnsanın gözünün içine baka baka!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı