Yazı Detayı
05 Ağustos 2018 - Pazar 16:11
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
Halil Küçükparlak
admin
 
 

Bu titremek ve kendine dönmek sözünün orijinali, yani ilk söyleyeni Göktürk Devletinin kurucusu Bilge Kağan’dır. Aslı da “Ey Türk; üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir. Titre ve kendine dön” şeklindedir.

 

Ben de ana muhalefet partisi olan CHP’nin kendine dönmesi için yazıma bu özlü sözü başlık yaptım. Neden kendine gelmesini istiyorum yazımı okuyunca siz de hak vereceksiniz.

 

Ülkemizde bildiğiniz gibi 24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimi yapıldı. Falanca yerdeki sandıkların tamamında eksiksiz bir partiye oy çıktı, sandık müşahitlerine görev yaptırılmadı, bazı yerlerde müşahitler tehdit edildi, şöyle oldu, böyle oldu ama seçim sonuçları ilan edildi, olay bitti.

 

CHP yüzde 22, gösterdiği Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce de yüzde 30 oy aldı. Seçimin üzerinden bir buçuk ay geçti tüm ülkede CHP konuşuluyor. Dolar 5 lirayı aştı, enflasyon yüzde 20 deniyor ama bana göre yüzde 30’un bile üzerinde. Ortaokulu bitirip liseye başlayacak çocuklar ve aileleri ne yapacaklarını bilemiyorlar, liseyi bitirip üniversiteyi kazanan öğrenciler aileleri hepten şaşkın. ABD bizim bakanları yakalasa tutuklayacak. Daha da birçok sıkıntısı derdi var ülkemizin. Ama bir buçuk aydır herkes, her yerde CHP konuşuluyor.

 

Seçimden önce “Ben Cumhurbaşkanı olmasam da genel başkan karşısında aday olmam” dese de Muharrem İnce’nin genel başkan adayı olacağını biliyordum, yani tahmin ediyordum, çevreme de söylemiştim. Aslında büyük çoğunluğun da benim gibi düşünüyor olduğunu tahmin ediyorum.

 

Seçimden hemen sonra olağanüstü genel kurul için imzalar toplanmaya başlanacağına dair duyumlar geldi. Bunun üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur” dedi. Kılıçdaroğlu, istifa sorusuna "Partide ne olacağına partililer karar verir" yanıtını verdi.

 

Demokrasilerde iktidar kadar önemlidir muhalefet partileri. Muhalefet partisi lideri bana göre birçok yanlış uygulamalar yapmasına rağmen son zamanlarda doğru eylemler de yaptı. Ankara’dan İstanbul’a yürümesi çok güzel bir eylemdi. İyi Parti’nin seçimlere girmesini temin etmek için yaptığı transfer de, kurnazca bir taktik ve güzel bir siyasi hamleydi, ittifakla seçime katılmak da akıllıcaydı. Ama şimdiye kadar girdiği seçimlerde aldığı oylar hep yüzde 25-27 bandında çakıldı kaldı. Son seçimde bunların da altına düşerek yüzde 22’ye indi. Yukarıda doğru hamlelerinden iki örnek verdim. Yanlış hamlelerinden de birkaç örnek vereyim. Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki Ekmeleddin vakası yanlış bir hamleydi. Yanlıştan da öte, skandal, rezalet hamleydi. Bundan ders alınmadı demek ki son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk olarak Abdullah Gül’ün ortak aday olarak gösterilmesi konuşulduğu kulislerden yayıldı. Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olsaydı ne olacak ki? Onun Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemi de gördü yaşadı bu memleket. İyi ki Meral Akşener’in “Ben seçmenime aday olacağım hakkında söz verdim” diye diretti de ortak adaydan vazgeçildiği söylendi, yalanlanmadı da. Ben kendisinin aday olacağını düşünmüştüm. Çünkü yeni sisteme göre parti liderlerinin kendileri Cumhurbaşkanı adayı olmaları gerek. Partisinden Muharrem İnce’yi aday gösterdi. İnce de “Apolet sökme” gibi bazı hatalar yapmasına rağmen kısa sürede çok başarılı bir seçim kampanyası yaptı ve partisinden fazla oy aldı.

 

Seçimden sonra yapılacak işlem neydi peki? “Bay Kemal” oturup kararını vermeliydi. “Ben artık bu partiyi daha fazla bir yere taşıyamıyorum. Benden bu kadar” deyip kendi istifasını vermeliydi. Ama “Koltuk sevdalısı olanların partide yeri yok” diyerek başkalarını eleştirerek kendi koltuk sevdasını ortaya çıkarttı. Şimdi bir aydır imzalar toplandı mı, toplanmadı mı tartışması yaşanıyor. Bir taraf yeterli imza topladı diyor, genel merkez toplanmadı diyor. Böyle bir rezalet olur mu? Partide 625’e kadar saymasını bilen kimse yok mu? Üstelik 625 olmasa da farzedin ki 598 olsa ne olacak? Delegelerden büyük bir çoğunluk genel kurul istiyorsa yaparsın genel kurulu. Sen kazanırsan güven tazelemiş olursun, kazanamazsan da çekilirsin kenara. Ama ülkenin birçok sorunu varken muhalefet partisinin imza sayısı gündemin başında yer alması hiç de yakışır bir durum değil.

 

Tekrar başlığa dönüyorum ve “Eyyy CHP titre ve kendine gel!” diyorum. Kendine nasıl gelecek peki? Çok basit. Aynı şimdi bilgisayarlara ve cep telefonlarımıza yapıldığı gibi “Format atılması” gerek. Başka bir ifadeyle “Fabrika ayarlarına dönülmesi” gerek. Yani özüne dönmeli CHP. Özünün ne olduğu herkes biliyor. Partinin kurucusu ulu önder Atatürk belirlemiş özünü ve amblemi olan altı okta yazıyor zaten.

 

Sözün özü: CHP özüne dönmeli, kendi gibi olmalı. AKP’yi taklit ederek bir yere varamaz, oyunu da artıramaz. Taklitle neden oy artsın ki? Aslı varken taklit itibar görmez. Kara çarşaflılara parti rozeti takmakla veya Mehmet Bekaroğlu’nu milletvekili yapmakla oyunuzu artıramazsınız. Özetle CHP süratle, vakit geçirmeden kurucu değerlerine, yani özüne dönmeli.

 
Etiketler: Halil, Küçükparlak'ın, Köşe, Yazısı:, Eyyy, CHP, titre, ve, kendine, gel!,
Yazarın Diğer Yazıları
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
17 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
14 Nisan 2018
İnsanın gözünün içine baka baka!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı