Yazı Detayı
10 Ekim 2018 - Çarşamba 14:47
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sinirler ve sınırlar
Halil Küçükparlak
admin
 
 

Sevgili okurlarım hepinizin bildiği gibi son günlerde ülkemizde konuşulan konulardan birisi de bir siyasi çekişme. Daha doğrusu iki siyasi parti liderinin birbiriyle çekişmesi. Televizyon haberlerinde izledik hepimiz biliyoruz ama kısaca özetleyeyim Devlet Bahçeli ile Meral Akşener arasında geçen olayları. Eskiden siyasi liderler basın toplantısı düzenler orada söyleyeceklerini söylerdi. O basın toplantılarına katılan gazeteciler de gerçekten gazeteciydi sormak istedikleri soruları liderlere sorarlar, liderler de cevaplandırırdı. Ama şimdi öyle mi? Köroğlu’nun “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” dediği gibi şimdi internet icat olduktan sonra bir de sosyal medya olayı çıktı siyasi liderler birbirleriyle oradan da atışmaya başladılar.

 

İşte bu sosyal medya üzerindeki tartışmaların başlangıcında İYİ Parti Genel Başkanı Akşener McKinsey anlaşmasını öven Bahçeli'yi “Sarayın küçük ortağı” gibi sözlerle eleştiriyor. Buna Bahçeli "Bu hanımefendiye son ihtarım, bölmek ve yok etmek istediği MHP'ye karşı sinir ve sınırları ihlal eden vandal tutumuna devam edersen sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsın. Demedi deme, büyük lafı dinle” sözleriyle karşılık veriyor. Devlet Bahçeli’nin bu tehdit dolu mesajına Meral Akşener "Demirden korksak trene binmezdik" dedi. Sosyal medyadaki bu atışmanın ardından tehlikeli gerginlik yaşandı. Akşener'in evinin önüne gelen bir grup MHP'li, aleyhine sloganlar attı. Kapıya çıkan Meral Akşener “Erkekseniz gelin ulan. Yüreği yetiyorsa sizi gönderen gelsin” şeklinde seslendiği videolar haberlerde gösterildi.

 

Daha sonra MHP’den açıklama yapılarak “Üsküdar ilçe başkanımızı ve yönetimini, il teşkilatımıza ve Genel Merkezimize haber vermeden bu eylemi yaptığından dolayı bekletmeden görevden aldık. Ankara'dan adres verip Üsküdar'da olması, 2 kişiyiz deyip 3'üncü kişinin de videoya alması dikkatten kaçmamıştır. Evde kimler konuşlanmıştır? Ulan demek bir kadına yakışmaz” dediğini ben haberlerde duyunca inanın şaşkınlıktan ekrana bakakaldım. “Evde kimler konuşlanmıştır?” demek ne anlama geliyor ki? Bir kişinin evinde kimlerin olduğu başka hiç kimseyi ilgilendirmez. İki kişi olur, üçüncü olur, beşinci ya da sekizinci olur. Kimseyi ama hiç kimseyi ilgilendirmez. Bir kadına ulan demek yakışmaz diyen Bahçeli, bir erkeğe kadını tehdit etmek yakışır mı? Daha sonra her ne kadar öyle bir açıklama yapmasına gerek yoksa bile Meral Akşener daha sonra üçüncü kişinin yeğeni olduğunu açıklıyor.

 

MHP Üsküdar ilçe yönetimi tümüyle görevden alındıktan sonra evin önüne toplananlardan 12 kişi gözaltına alınıyor. Meral Akşener "Ben buraya gelenlerden şikayetçi olmadım. Çünkü onlar gariban çocuklar. Talimat verildi, geldiler" diye konuşuyor.

 

Sevgili okurlarım yaşım gereği tam kırk senedir ülke gündemini ve siyaseti takip ederim. Son yirmi yıldan beri de gazetecilik dolayısıyla daha da dikkatli ve derinden izliyorum. Senelerden siyasi çekişmeler olur. Birbirleriyle atışmalar yaparlardı siyasi liderler. Şimdi hepsi rahmetli olan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan ve en son Turgut Özal birbirleriyle kıyasıya mücadele ederlerdi. Bu siyasi mücadele esnasında tatlı atışmalar da yapılırdı. Ama hep bir düzey muhafaza edilirdi. Mücadele seviye düşürülmeden yapılırdı. Birbirlerine şimdiki gibi şerefsiz, zürriyetsiz, terbiyesiz, alçak diye seslendiklerini hiç duymadık görmedik. Birbirlerinin adını anmadan hitap ederlerdi bazen. Mesela Süleyman Demirel’in Turgut Özal’a seslenirken “Çankaya’nın şişmanı” dediği aklımda kalanlardan birisi.

 

Her ne kadar Meral Akşener “Gelenler gariban çocuklar, talimat verildi geldiler” deyip şikayetçi olmadı ama yasalarımızda “Azmettirici” diye bir deyim var. Hukukçular daha iyi bilir ama o gariban çocuklara talimat verilmediyse de azmettirdi birileri. Tetiği çekenden çok azmettiren suçludur bence.

 

Birkaç sene önce zamanın Trabzonspor başkanı bir maç öncesinde “Fenerbahçe’ye yenilmek bizim için dünyanın sonu gibi olur” şeklinde demeç vermişti. O hafta stattan havaalanına giden Fenerbahçe’nin otobüsüne tabancayla ateş açılmıştı. Otobüsün camı kırılmıştı ama çok şükür ölen veya yaralanan olmamıştı. Kimin ya da kimlerin ateş ettiği bulunamadı olay kapatılıp gitmişti o zaman. Trabzonspor’un anlı şanlı, kelli felli başkanı dünyanın sonu derse, delikanlılık çağındaki taraftar neler yapmaz neler?

 

Şimdi “Siyasetten spora geçiverdin. Ne alakası var Bahçeli-Akşener çekişmesiyle Fenerbahçe Trabzonspor maçının?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız birbirleriyle alakalı olaylar değil tabii ki ama şu açıdan baktığınızda ilgi kurabilirsiniz.

 

Demem o ki, siyasi parti liderleri gibi, spor kulüpleri başkanları gibi kitleleri hareketlendirme, geniş gruplara seslenerek onları yönlendirme yetkisini elinde bulunduranları daha dikkatli konuşmaları, ağızlarından çıkan her söze özen göstermeleri gerekir. Ya da eğer eleştirilince sinirleri yıpranıyorsa siyaseti bırakıp bir köşeye çekilmeleri gerekir.

 
Etiketler: Halil, Küçükparlak'ın, Köşe, Yazısı:, Sinirler, ve, sınırlar,
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aklımızla alay etmeyin
14 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Masumiyet
12 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Zeki, çevik ama ahlaklı değil
07 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum
02 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Evli evine, köylü köyüne
24 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?
19 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Mutluluğu kutlamak kaç desibel?
13 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Elma-inek-araba-spor
06 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yerli mi, milli mi?
27 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah hepimize akıl fikir versin
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
05 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
17 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
14 Nisan 2018
İnsanın gözünün içine baka baka!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı