Yazı Detayı
05 Kasım 2018 - Pazartesi 11:24
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yapmayın bunu, mezarda rahat bırakın!
Halil Küçükparlak
admin
 
 

Sevgili okurlarım bildiğiniz gibi geçen hafta Tunceli ilindeki bir operasyonda iki askerimiz donarak hayatınız kaybetti. İki gencecik insan, iki vatan evladı donarak şehit oldu. Hem de ülkemizin güney sahillerinde insanların birçoğu denize girerek keyif yaptığı bir günlerde donarak hayatlarını kaybedip şehit oldular.

 

Haberlerde ilk olarak “Şehitlerimiz hipotermi nedeniyle hayatlarını kaybettiler” şeklinde verildi askerlerimizin ölümü. Sonra bir süre “Bu hipotermi nedir?” şeklinde sorular soruldu. Artık herkes bilmediği bir kelimenin anlamını Google’a sorup öğreniyor. Ben de öyle yaptım ve öğrendim ki çocuklar donarak ölmüşler. Daha sonra da donarak öldükleri açıklandı zaten.

 

Donarak şehit olan evlatların cenazeleri memleketleri Mersin’de gözyaşları ve feryatlar içinde toprağa verildi.

 

Anaları babaları aileleri ağlayıp feryat ettiler. Daha sonra da siyasiler çıktı meydana. İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan “Donarak şehit olan askerlerimizle ilgili Meclis’e araştırma önergesi” verdi. İYİ Parti'nin, donarak şehit olan askerlerimiz için verdiği önergeye CHP kabul, AKP ret, MHP ve HDP çekimser oy verdikleri için Meclis'ten geçemedi.

 

Ben her konuda yaptığı açıklamalarda “HDP ile bir arada olmam, onlarla aynı çizgide, aynı fikirde olmam” diyen MHP’nin neden nefret ettiği parti ile aynı hizaya gelip çekimser kaldığını anlayamadım.

 

Ama asıl vahimi bundan sonra başladı. Partilerin genel başkanlarından tutun da sözcülerine, milletvekillerinden grup başkan vekillerine kadar herkes bir şeyler söyledi bu konuda. Zaten son zamanlarda Meclis’teki konuşmaların seviyesi iyice düşmüştü, bunu hepimiz görüyorduk ama şehit olayında iyice saçmalandı, zırvalandı. Siyasilerimiz birbirlerine “Senin şehadet gibi bir inancın yok ya” gibi konuşmalarla birbirlerini suçladılar. Daha sonra “Benim dedem Sarıkamış’ta donarak şehit oldu? Senin deden oldu mu?” diye devam etti konuşmalar. Dededen daha sonra evlada sıçradı konuşmanın konusu. “Benim oğlum aslan gibi askerlik yaptı, senin oğulların ve damatların yaptı mı?” diye devam etti.

 

Bunlar nedir sevgili okurlarım. İki vatan evladı donarak hayatını kaybedip şehit oluyor, koca koca siyasi liderlerin konuştukları konuları bakar mısınız? İşte bu yüzden yazımın başlığındaki gibi feryat ediyor ve siyasi liderlere “Yapmayın bunu, şehitlerimizi bari siyasete alet etmeyin. Onların mezarlarında kemiklerini sızlatmayın. Şehitlerimizi bari rahat bırakın” diye sesleniyorum.

 

Hadi diyelim hepinizin, hiçbirinizin şehitlere, şehitliğe saygınız yok. Hemen itiraz etmeyiz eğer şehitlik kavramına azıcık saygınız olsa konuşmalarınızı bu kadar ayağa düşürüp seviyesiz cümleler kurmazdınız. Şehitliğe saygınız yoksa bile biraz empati yapın ne olur sayın siyasi liderler. Şu anda ülkemizde çocuğu donarak ölen anneler babalar var. Sizin de evlatlarınız var, o annelerin babaların yerine koyun kendinizi. Sizin bu konuşmalarını duyunca ne hale gelirler bir düşünsenize.

 

O şehit anaları sıcak yataklarında yatarken gece uyanıp “yorganı üstünden açılmış mı?” diye oğullarının üstünü örten o Anadolu anaları, evlatlarının donarak öldüğünün haberini alınca zaten yıkılmışlardı. Bir de sizin böyle ciddiyetsiz, seviyesiz sözlerle birbirinizi taşlamanızı haberlerde izlerken yürekleri bir kat daha yanar onların.

 

Siz birbirinizi suçlayacağınıza olaydaki şu ayıbı temizleyin. Şehit babası ne diyor duydunuz mu? Birbirinizi suçlamakla meşgul olduğunuz için belki duymamışsınızdır ben söyleyeyim size şehit babası “Bana çocuğumun şehit olduğu haberini Mezarlıklar Müdürlüğünden telefon eden kişi söyledi. İşte ben de o an oğlum gibi dondum” diyor acılı baba.

 

Önceleri o yörenin mülki amiri tarafından ambulans ve doktor eşliğinde şehit haberleri verilirdi. Şimdi ne oldu da Mezarlıklar Müdürlüğünün bir memuru babaya telefon açıp “Oğlunuzu nereye gömelim?” diye soruyor?

 

Sözün özü: Hiçbir kimseyi, hiçbir partiyi, hiçbir belediyeyi ayırmadan, bir ayırım yapmadan söylüyorum. Ne olur konuşmalarınıza dikkat edin. Ne olur şehitlik gibi bir kavramı bari siyasete alet etmeyin. Ne olur biraz daha duyarlı, biraz dahi dikkatli olun nokta.

 
Etiketler: Halil, Küçükparlak'ın, Köşe, Yazısı:, Yapmayın, bunu,, mezarda, rahat, bırakın!,
Yazarın Diğer Yazıları
13 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hıyanet İşleri Başkanı
09 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atatürk’ü anmak ve anlamak
31 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ivır zıvır Bakanlığı
28 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu olsun
19 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aklımızla alay etmeyin
14 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Masumiyet
12 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Zeki, çevik ama ahlaklı değil
10 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sinirler ve sınırlar
07 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum
02 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Evli evine, köylü köyüne
24 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?
19 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Mutluluğu kutlamak kaç desibel?
13 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Elma-inek-araba-spor
06 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yerli mi, milli mi?
27 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah hepimize akıl fikir versin
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
05 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
17 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
14 Nisan 2018
İnsanın gözünün içine baka baka!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı