Yazı Detayı
12 Ekim 2018 - Cuma 17:07
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Zeki, çevik ama ahlaklı değil
Halil Küçükparlak
admin
 
 

Bir insan düşünün sevgili okurlarım. Bu insan 31 yaşında. Evli ve eşi hamile iki üç hafta sonra baba olacak. Bu insan bir gece kulübüne gidiyor. Oradaki bir kadına “Çok güzelsin, evli olmasaydın seni kaçırmazdım” diyor. Bu adam hepimizin televizyon haberlerinden izlediğimiz gibi ünlü futbolcu Arda Turan. Kadına bu sözleri kurarak resmen sözlü tacizde bulunuyor. Kadının kocası şarkıcı Berkay Şahin yanına gelince eşine neden canının sıkkın olduğunu soruyor. Bir şey yapmayacağına dair yemin ettirdikten sonra kadın anlatıyor kocasına. Berkay da Arda Turan’ın yanına gidip “Eşime söylediğin sözler için seninle konuşacağım. Bekle buradan ayrılma eşimi eve bırakıp geliyorum” diyor. Alkol şişede durduğu gibi durmadığı için olsa gerek Arda Turan kafayı Berkay’ın burnuna vuruyor. Maçlarda kafa atmaya alışık olan Arda Turan   

 

Arda Turan maçlarda kafa atmaya alışkın tabii onun kafası sağlam. Maçlarda attığı kafalarla topu tam doksana gönderip golünü atıyor ve alkışlanıyor ama bu sefer öyle olmamış. Kafayı attığı şarkıcı Berkay’ın burnu kırılmış suratı kanlar içinde kalmış. Şarkıcı Berkay hemen hastaneye götürüyor. Daha sonra ayılıyor galiba olayın üzerinden Arda Turan hastaneye peşinden gidiyor. Berkay’ı hastanede buluyor, belinden tabancasını çıkarıp oradaki sehpanın üzerine koyuyor. “Ben senin karına bir şey söylemedim. İnanmıyorsan bana al tabancayı vur beni” diyor. Karısına laf atılan, daha sonra da burnu kırılan bir insanın o anki psikolojisiyle alıp vurabilirdi. Ne oluyor tam olarak bilinmiyor ama o anda hastane koridorunda birkaç el ateş edildiği duyuluyor.

 

Tabii bütün bunlar iddia. Berkay’ın ve eşinin iddiaları. Emniyette ifadesi alınan Arda Turan “Ben kadına laf atmadım. Tanımam Berkay’ın karısını. Ama geldi yanıma beni çekiştirdi, ben de kafayı vurdum” diyor. Gece kulübünde güvenlik kameraları vardır, ayrıca orada bulunan insanların da şahit olarak ifadesi alınacaktır mutlaka. Ayrıca hastanede silah ne şekilde ateş aldığı da yine kamera görüntüleri tekrar izlenerek açıklığa kavuşturulur. Kimin doğru söylediği de bu iddialar sonunda ortaya çıkar.

 

Ancak burada benim kafama takılan sorular var. Bu soruları şimdi sizlerle paylaşacağım. Genç bir adam, ülkemizin en ünlü futbolcusu. Bu yazıyı yazan benim ve bu yazıyı okuyan sizlerin aklımızın alamayacağı kadar servet sahibi olmuş. Milli takımda oynayarak ülkemizi temsil etmiş, hatta milli takım kaptanlığı yapmış. Sokağa çıktığında herkes tarafından tanınıyor ve seviliyor. Peki bu insan neden tabanca taşır sevgili okurlarım? Bu konuda verilecek mantıklı bir cevap var mıdır?

 

Arda Turan’ın bu ilk vukuatı değil ki. Daha önce milli takımla maça giderken uçakta yazdığı yazısını beğenmediği gazeteci Bilal Meşe’ye rastlayınca sinkaflı küfürlerle boğazına sarılıyor neredeyse babası yaşındaki gazeteci. Hatta ona küfür ettiği yetmiyormuş gibi “Seni bu uçağa alanın…” diye başlayarak yine sinkaflı küfürler ediyor. Milli takımın maçlarını takip edecek gazeteciler uçağa alınması için gazeteler tarafından Futbol Federasyonuna isim listesi gönderilir yani “akredite” ettirilir. “Seni bu uçağa alanın…” diyerek Futbol Federasyonu Başkanına da küfür ediyor. Tüm bunları duyan zamanın milli takım teknik direktörü Fatih Terim hiç müdahil olmuyor. Arda Turan’ın onlarca kişinin gözü önündeki bu saldırısından sonra babası yaşındaki yılların spor yazarı Bilal Meşe “Davacı olacağım” diye açıklama yapmıştı ama sonucu ne olduğunu bilmiyorum. Bu yazıyı yazmadan önce internette yaptığım araştırmada da bir bilgiye rastlamadım.

 

Arda Turan’ın Avrupa’dan döndükten sonra Başakşehir’e transferi hakkında spor yazarı ve TV yorumcusu Serdar Ali Çelikler’in yazısından bir bölümle yazıma son vermek istiyorum. “Arda Turan adına tam anlamıyla bir başarı transferidir. Çünkü Barcelona onu istemiyordu. Yılda 6.5 milyon Euro'dan 1.5 yılda yaklaşık 10 milyon Euro'dan da olmak istemiyordu. Avrupa'da da Arda'yı kimse bu bedellere transfer etmeyi düşünmüyordu. Arda için tek yol Türkiye'ye dönmekti. Ancak Galatasaray kapısı kapalıyken nereye gidecekti? Beşiktaş ile anlaşma yolunda iken "Bir gün Galatasaray'a dönersin" diye Mehmet Ağar kendisini Beşiktaş yolundan çevirdi. Peki Arda'ya ne olacaktı? Barcelona'da oynamadan parasını alsa olmazdı. Ee Avrupa'da da kendisini isteyen yoktu. Devreye Başakşehir sokuldu. Göksel Gümüşdağ'ın söylediği gibi "Türkiye transferi" yapıldı. Türkiye siyaseti ile futbol aktörleri ile Arda'ya yeniden "topunu oyna" imkanı sunuldu. Bu imkani tepmemeli. Başakşehir açısından da iyi transfer. Ama Arda artik düşünmeli. 6 yıl La Liga'da oynamış bir isim Başakşehir'den başka anlaşma kapısı bulamıyorsa bu durumun sorumlusu kimdir?”. Serdar Ali Çelikler’in bu yazısından sonra Başakşehir’e transferine siyasi kişilerin aracılık ettiği konusunda çeşitli söylentiler de var ama teyit ettiremediğim için ne derece doğru olduğunu bilmiyorum, burada o konuya girmeyeceğim.

 

Son söz, sözün özü: Kurtarıcımız ulu önder Mustafa Kemal Atatürk özlü sözünde “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” demiş. Yani istediği kadar başarılı sporcu olsun, zeki olsun, çevik olsun hiçbir kıymeti yok ahlak olmadıktan sonra. Bu iddialar doğru olmasa bile adının bu iddialara karışması bile utanılacak bir olaydır. Metin Oktay’lar, Can Bartu’lar, Hakkı Yeten’ler de futbolcuydu ama Arda ne kadar gol atarsa atsın onların kesip attıkları tırnakları kadar olamayacak ne yazık ki.

 
Etiketler: Halil, Küçükparlak'ın, Köşe, Yazısı:, Zeki,, çevik, ama, ahlaklı, değil,
Yazarın Diğer Yazıları
09 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ergenekon yok(muş)!
04 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Enflasyonla topyekun mücadele
29 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aday adayının adayları
28 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Partizanlık böyle bir şey demek ki
26 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yüce Meclis
23 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Öğretmenler Günü
21 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Müstehzi mi, ipe un sermek mi?
18 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sahtekâr mısınız, yoksa tembel misiniz?
13 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hıyanet İşleri Başkanı
09 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atatürk’ü anmak ve anlamak
05 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yapmayın bunu, mezarda rahat bırakın!
31 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ivır zıvır Bakanlığı
28 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu olsun
19 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aklımızla alay etmeyin
14 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Masumiyet
10 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sinirler ve sınırlar
07 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum
02 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Evli evine, köylü köyüne
24 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?
19 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Mutluluğu kutlamak kaç desibel?
13 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Elma-inek-araba-spor
06 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yerli mi, milli mi?
27 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah hepimize akıl fikir versin
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
05 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
17 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
14 Nisan 2018
İnsanın gözünün içine baka baka!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı