Yazı Detayı
04 Ocak 2018 - Perşembe 13:40
 
HEDEF: İRAN’DA HALK DARBESİ
Dr. Furkan KAYA
 
 

İran’da başlayan halk ayaklanmasını iyi analiz etmek gerekiyor. Coğrafyada Türkiye ile birlikte, köklü tarihiyle devlet geleneğine sahip olan İran, tarih boyunca baş aktölerinden biri olmasının yanında, kültürü ve medeniyetiyle varlığını her koşulda kabul ettirmiş bir devlettir. Belki de en önemlisi, İran’ın dünyanın en kritik ulaştırma ve petrol yollarını kontrol etmesi, önemli Pazar ve kaynak alanlarıyla petrol rezervlerine sahip olması ve ülkenin dünya politikasında ve askeri stratejilerinde önemini muhafaza ediyor olmasıdır. Son olarak Suriye meselesinde, Türkiye, Rusya ve İran’ın garantör ülkeler olarak inisiyatif alması, şüphesiz ABD tarafında büyük huzursuzluğa neden oldu. Ayrıca daha önceki yazılarımda da belirtmiş olduğum üzere, ABD’nin ısrarla bağımsız bir Kürt devleti kurma çalışmalarına karşı en büyük engeli Türkiye ve İran oluşturuyor. Bu bağlamda Türk & İran istihbaratı ve askeri gücünün coğrafya genelinde işbirliğine yönelmesini ABD her koşulda engellemeye çalışacak. Dolayısıyla tıpkı tarihte olduğu gibi, bir ülkenin dış politikası çökertmek isteniyorsa bunun başlangıç noktası var olan ulusal sorunları dinamitlemek oluyor.

 

Amaç İran’da halk darbesini gerçekleştirmek.

Washington yönetimi, İran’ın herhangi bir savaşa girmesi durumunda bundan en çok zararı kendisinin göreceğinin farkında. Çünkü İran, tek başına dünya petrolünün yaklaşık 4’ünü üretiyor. Herhangi bir savaş senaryosunda İran’ın petrol pazarından çıkacak olması durumunda, petrol üretiminin talebin 2’si düzeyinin altında kalacağını ve küresel ekonominin petrol talebini karşılayamayacak. Dolayısıyla böylesi bir olası senaryonun gerçekleşmesi halinde İran savaşı ABD’nin ulusal stratejilerine zarar verecektir. O halde Beyaz Saray yönetiminin İran üzerindeki nihai amacı kitlesel gösterilere destekleyerek “halk darbesi” ile yönetim şeklini değiştirmektir.

 

ABD’nin nüfuzu artık gücü nispetinde değil.

İran’da şiddeti artarak devam eden gösterilerin sebepleri olarak yükselen enflasyon ve yolsuzluklar gösteriliyor olsa da, İran’ın uzun zamandır uluslararası ekonomik yaptırımlara maruz kaldığı unutulmamalı. Ekonomik baskılar ve yaptırımlar ile halkın tahammülü kırarak devlete karşı ayaklanmasını sağlamak amaçlanıyor. ABD  Başkanı Trump, İran’ı terörizmi finanse etmekle suçluyor arından da halkın protestosunu övgü dolu sözlerle savunuyor. Unutulmamalıdır ki,  ABD kendini halen dünyanın en güçlü ülkesi olarak görüyor olabilir fakat gücü nispetinde nüfuzu artık aynı seviyede değil. Dolayısıyla nüfuzunu gücüyle gösteremeyen bir ülke ancak kendini istihbarat oyunlarıyla bölge halklarını kışkırtarak ifade etmeye çalışır. Tıpkı ABD’nin bugünlerde yapmış olduğu gibi.

 

Bölgesel barış için Türkiye ve İran işbirliği alanlarını çeşitlendirmeli.

Bugün İran, Türkiye için en önemli komşu ülkelerinden biri. 1639 Kasrı Şirin Anlaşmasından bu yana sınır çizgisi değişmemiş ülkeler olarak en büyük sorumlulukları, bölge dinamiklerini kalıcı tesis edebilmek için işbirliği içinde olmak ve bunu korumaktır. Dışarıdan mezhep kartının daima kullanılabileceğinin farkında olarak işbirliği alanlarını çeşitlendirme gayreti, Türkiye ve İran’ı ortak ulusal çıkarlar noktasında buluşturabilecek. İki ülkenin bölgesel işbirliğinde yerlerini alması, ABD’nin hakimiyetini büyük ölçüde kırabilir, imparatorluk gelenekleri ile hem Amerikan hem de Rus hegemonyasına karşıda dini ve milli bir motivasyon gösterebilir.  

 
Etiketler: HEDEF:, İRAN’DA, HALK, DARBESİ,
Haber Yazılımı