Yazı Detayı
11 Ocak 2018 - Perşembe 14:52
 
İskorbüt Hastalığının Tedavisi Dünyamızı Nasıl Değiştirdi?
Cengizhan Eren
 
 

Tarih 1761...

İngiliz Gök bilimciler, güneşin dünyamızdan ne kadar uzakta olduğunu hesaplamak için buldukları bir yöntem üzerinde uzunca bir süre tartışmış ve nihayet bir yöntem üzerinde kararı kılmışlardı. 1761 yılından 1769 yılı arasında Venüs'ün dünya ile güneş arasından geçişi inceleyerek bu sorunun cevabını bulacaklarına emin oldular.

 

Peki bu yöntemi nasıl buldular?

Daha önce çok sayıda gök bilimci bunu hesaplamaya kalksa da, çıkan sonuçların tutarsızlığı yolunda gitmeyen bir şey olduğunu göstermeye yetiyordu!

 

Nihayet 18. yüzyılın ortalarında bu ölçümü yapabilmek için güvenilir bir yöntem buldular. Her birkaç yılda bir Venüs gezegeni güneşle dünyanın arasından geçiyor, bu geçişin süresi dünyanın farklı yerlerinden bakıldığında gözlemcinin açısındaki çok ufak farklar sebebiyle farklı görünebiliyordu.

 

Eğer aynı geçiş için farklı kıtalardan çok sayıda farklı gözlem yapılırsa, basit trigonometriyle dünyanın güneşe uzaklığını tam olarak ölçmek mümkün olabilecekti.

 

İşte 1761'de gözlemciler, bu geçişi Sibirya, Kuzey Amerika, Madagaskar ve Güney Afrika'dan izledi.

1769 geçişi yaklaştığında Avrupa Bilim Topluluğu isimli kuruluşun bilim insanları, çok üstün bir çaba göstererek, kuzey Kanada hatta California'ya (o zamanlar yabani bir araziydi) kadar gittiler.

Ancak bu kadar özveri ile söz konusu hesaplamanın gerçekleştirilmesi için yetersizdi. Bu zorlu çalışmanın devamını mutlaka getirmek isteyen topluluk, ünlü bir gökbilimci Charles Green'i Pasifik Okyanusundaki Tahiti'ye göndermeye karar verdi. Ancak sadece astronomi ile ilgili bir çalışma için maliyeti bu denli yüksek bir girişim yapmak istemediler.

 

Bu yüzden Green'in yanına, başlarında iki botanikçi Joseph Banks ve Daniel Solander olmak üzere farklı alanlardan sekiz bilim insanı daha katıldı. Ekipte ayrıca bilim insanlarının karşılaşacağı yeni arazilerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların resimlerini çizecek bir sanatçılar grubu bile vardı.

 

Bankaların ve Kraliyet Topluluğu'nun edinebildiği en iyi aletlerle donanmış bu grup, deneyimli bir denizci ve başarılı bir coğrafyacı ve etnograf olan Kaptan James Cook'a emanet edildi.

Ancak topluluğun bu seyehat için çok büyük bir engeli vardı. İskorbüt adı verilen bu hastalık, o dönemlerin en gizemli hastalıklardan biriydi ve denizcilerde çok yaygın olarak görülüyordu.

Uzak mesafelere deniz yoluyla seyehat etmek bu yüzden o dönemin denizcilerinin önündeki en büyük engeldi.

Bir gemi yolculuğuyla gidecek olan bilim insanlarının bu seyehat sırasında ölmesi, topluluğun en büyük korkularından biriydi.

Bu hastalığa yakalananlar uyuşuklaşıyor, depresif hâle geliyordu, dişetleri ve vücutlarındaki diğer yumuşak dokular kanıyordu. Hastalık ilerledikçe dişleri düşüyor, açık yaralar oluşuyor, ateşleri yükseliyor, ciltleri sararıyor ve kollarının ve bacaklarının kontrolünü kaybediyorlardı. 16. ve 18. yüzyıllar arasında iskorbütün yaklaşık iki milyon denizcinin yaşamına mâl olduğu düşünülmektedir.

 

Ama başarılı kaptan James Cook, söz konusu hastalıkla ilgili 1747'de James Lind'in yaptığı çalışmaları biliyordu. Lind, bir iskorbüt hastasını tedavi ederken uyguladığı kontrollü deneyler sonucu hastalığın en büyük ilacını bulmuştu: Narenciye

 

Lind, aslında bugün C vitamini olarak bildiğimiz şeyi bulmuştu. Onun bu çalışmalarının farkında olan Kaptan James Cook, o yolculuğa çıkan bütün mürettebata molalarda sebze meyve yeme emri verdi. bunun sonucunda da tek bir denizcisi bile iskorbüte kurban gitmedi.

 

Bunu izleyen yıllarda dünyadaki tüm donanma kaptanları Cook'un beslenme yöntemini örnek alarak sayısız denizcinin ve yolcunun hayatını kurtardılar.

 

Ve 1781 yılında güneşin dünya ile arasındaki mesafesini tam olarak hesaplamak isteyen bilim insanları ve diğerleri 1789'daki Pasifik Okyanusuna giden arkadaşları sayesinde hesaplamalarını yaptılar. Oradan inanılmayacak miktarda astronomik, coğrafi, meteorolojik, botanik, zoolojik ve antropolojik veri getirdiler. Gezinin bulguları pek çok alana önemli katkılar yaptı, Avrupalıların hayal gücünü Güney Pasifik'ten hikayelerle ateşledi ve gelecek nesillerdeki doğa bilimcilere ve gökbilimcilere ilham verdi.

 

Ancak aynı zamanda bir subay olan Cook, daha sonrasında yaptığı seferlerle pek çok adayı İngiltere adına sömürgee haline getirdi ve bu deniz seferleri İngiltere tarafından sıklaştırılarak Hindistan da dahil olmak üzere pek çok Güney Asya ülkesini İngiltere'nin esaretine soktu.

 

Bu olaylar zincirini paylaşmamdaki en büyük neden batının hangi saiklerle bugün bulunduğu noktada olduğunun daha iyi anlaşılması içindir. O zamanlar diğer ülkelerin hiçbirinin umrunda olmayan astronomik soruların cevabı İngiltere'nin daha sonraki yıllarda elde ettiği gücün temeli oldu. Bilimsel verilerin daha sonra emperyalist mantelitenin kurbanı olması elbette bugün kabul edeceğimiz bir şey değildir ancak soru sormanın ve soruların peşinden gidildiğinde ne denli büyük bir güce sahip olunacağının da göstergesidir.

 

Bilimin en büyük özelliği doğamızda birbiriyle bağlantılı ve ilişkili pek çok olayı aydınlatabilmesidir. Anlattığım olaylar zincirinde de görüleceği üzere güneşin dünya ile arasındaki mesafesini ölçme arzusu yaygın bir hastalığın sonunu getirebileceği gibi daha önce hiç tespit edilememiş diğer gerçekliklerin meydana çıkarılmasını sağlayabilir.

 

Dün olduğu gibi bugün de ulusların kaderini, soru sorma kabiliyetleri ve soruların cevabını bulmaya yönelik çalışmaları belirliyor.

 

Not: (Bu yazıdaki iskorbüt hastalığının tedavisine yönelik bilgilerin büyük bir kısmı Yuval Noah Harari'nin- Hayvanlardan Tanrılara Sapiens adlı kitabından derlenmiştir )

 
Etiketler: İskorbüt, Hastalığının, Tedavisi, Dünyamızı, Nasıl, Değiştirdi?,
Haber Yazılımı kocaeli escort escort kocaeli şirinevler escort beylikdüzü escort şişli escort izmit escort halkalı escort