Yazı Detayı
08 Ekim 2017 - Pazar 13:26
 
MİLLETİMİZİN HAYATINDA CAMİLERİN YERİ
Nazmi ÖZ
 
 

  Hz. Muhammed (s.a.s) Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde istirahat ettiği Kuba köyünde köylülerin yardımıyla ilk mescid-i inşa ettirmiştir. Takva üzerine inşa edilen ilk mescid “Kuba Mescid-i” dir. İkinci mescid Medine’de inşa edilen “Mecsid-i Nebevi” peygamber mescididir. Bu gün dünyanın çeşitli ülkelerinde milyonlarca mescitler inşa edilmiştir. Yapanlardan, yaptıranlardan Allah razı olsun!

   “Hulafa-i Raşidin” devrinde, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde Muhteşem diyebileceğimiz camiler yapılmıştır. Çok devletli bu günkü Müslümanlarda zamanın teknolojisinden istifade ederek akıllara ziyan mimari unsurlar kullanılarak muhteşem camileri TV belgesellerinden görüyoruz.

      Bu camiler takva üzerine mi, ihtiyaçtan mı, yoksa gösteriş olsun diye mi yapılıyor orasını Allah bilir. Müslümanların kurduğu veya oluşturduğu devletçikler veya devletlerin kimi haddinden fazla zenginler. Çoğu devletlerde fakir hatta yoksullar. Oralara camiler, okullar diğer sosyal kurumlar hayır olarak yapsalar bence daha iyi olmaz mı?

     Benim çocukluğumda ve gençlik yıllarımda köylerde ahşap mescitler yapılmıştı. O mescitlerde köy odası vardı bazen yabancı misafirler için misafir hane olarak kullanılırdı. Bazı köylerde misafirlerin atları için ahırda vardı. Büyük köyler yıllık imam ve hatip ücretle tutarlardı. Küçük köyler ya kışın altı aylık veya Ramazan ayında imam tutarlardı.

     Yatsı namazı kılınır imam ve cemaat imam odası veya köy odası denilen mescid-e bitişik inşa edilmiş yerde oturulur. Orada Ramazan ayında iftarlar verilirdi. Yaşlılar askerlik anılarını, kimi savaş anılarını göz yaşları arasında anlatılırdı. Bazen imam dini bir kitap okur anlatılırdı. Namaz bittikten sonra gelenlerde olurdu. Çayhaneler açıldıktan sonra çoğu köyler köy kahvesi yaptılar. Köy odaları tarih oldu.

      Osmanlı döneminde birkaç köyün Cuma ve Bayram namazı kılabileceği camiler yapılmış. Bunların kimi büyük köylerde kimide mezarlıkların yanında köylere uzaktır. Bu camilerin bazıları halen ayaktadır. Kimi maalesef viran haldedir. Buda bizim ayıbımız. Kimini vakıflar veya Belediye tamir etmeye başlamış olduklarını gördüm.

      Bu ahşap ve çandıdan yapılmış mescidlerde akrepler koşuşurdu. Fakat kiminde örümcek ağları görünmezdi. Köylüler koruları, mezarlıklardaki ağaçları kesip odununu satarak, ayni ve nakti yardımlarla her köy büyük, küçek betonarme camiler yaptılar. Caminin altına veya yakınına köy kahvesi , imam evi inşa ettiler. Kimi köyler kendi imkanlarıyla minare yaptılar. Minare yapamayan köylerde Büyükşehir Belediyesi minareler yaptı. Verandalar yapılmaya devam ediyor.

     Camiler köylerde ve şehirlerde o mahallenin ortak malıdır. Hatta tüm Müslümanların malıdır. Milletimiz cenazesini oradan kaldırır. Mevlidlerini çoğunlukla camilerde okutur. Misafirlerine cami yanında yemek ikram eder. Çocuklarını camilerde açılan Kur’an Kursuna gönderir. Her haneden mutlaka camiyi seven en az bir kişi vardır. Adam gitmezse hanımı, oğlu, torunu, gelini camiye namaz kılmaya, okumaya , dinlemeye gelir. Kendiside ölünce gelir.

     Ülkemizin bazı köylerinde (1984 yılında ziyaret ettiğim köylerde) mescidler yoktu, Köylülerin yediden yetmişe namaz kıldıklarını gördüm. Niçin cami yapmıyorsunuz diye sorduğumda , bu yazın yaparız diyorlardı. Yaz gelir yine cami yapılmazdı. Devlet imam gönderdi muhtarın evinin bir odasını mescid yaptılar.  

    Cemilerimizin önemli ihtiyaçlarından biride bayan tuvaleti. Köye cenazeye , mevlide veya geçici gelen kadın misafirler cami tuvaletlerine gidiyor kadın tuvaleti arıyorlar. Köy camilerinin çoğunda bayan tuvaleti yok. Cami dernekleri Allah razı olsun ! Camileri , imam evlerini, şadırvanları ve diğer ihtiyaçları bin bir türlü zahmetlere katlanarak milletimizin yardımlarıyla inşa ettiler.

     Cemeatler,  tarikatlar, siyasi kuruluşlar cemiye isterlerse gelmeli. Fakat cami avlusuna adım attıklarında oranın mukaddes bir yer ve milletin ortak mekanı olduğunu dikkate almalıdırlar. Ulu orta camide veya cami kahvesinde gruplarının görüşlerini sesli konuştuklarında orada bulunan diğer grupların adamları tarafından karşılık veriliyor. Camii adabına uymayan tartışmalar zuhur ediyor. Hatta camii kahvelerine gazetelerin , dergilerin alınması dahi münakaşaya sebep oluyor. TV haberlerinde dahi tartışma çıkıyor.

    Ezan okunan dış ve iç ses cihazları hasta olan insanları rahatsız olmayacak bir şekilde ayarlamak mümkün. Cami görevlisi olmak sabır isteyen , tahammül isteyen, ağır başlılık isteyen kutsal bir meslektir. İmamların ve müezzinlerin ruh ve beden sağlıkları çok iyi olması gerekir. Psikolojileri cemaatten daha sağlıklı çok iyi olmalıdır.

    Hutbelerin Diyanetten gönderilmesi güzel oldu. İtiraz edenlere hatipler Diyanetin hutbesi diyerek işten sıyırıyorlar. Zamanımız insanına İslam’ı anlatabilecek vaizlere çok ihtiyaç var. Allah bu milleti camisiz ve ezansız bırakmasın! Camiler haftası hayırlara vesile olsun!

    KERBELA ŞEHİDLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM! ALLAH BÖYLE FACİALARDAN MÜSLÜMANLARI KORUSUN!...

 

 

 
Etiketler: MİLLETİMİZİN, HAYATINDA, CAMİLERİN, YERİ,
Haber Yazılımı escort bayan istanbul escort bayan istanbul escort şirinevler escort escort şirinevler kocaeli escort escort kocaeli
ankara escort
tuzla escort alanya escort kartal escort tuzla escort