HABER AKIŞI

“BANA PEMBE YALANLAR ANLAT ALİ DAYI”

 Tarih: 03-08-2017 16:38:46
İlker AKŞİT

 

Rıza Güven Usta’yı bilir misiniz?

Ben bilir ve tanırım.

Vatanseverdir, şehir milliyetçisidir, dosttur, ağabeydir, arkadaştır.

Keyifli adamdır.

***

İhtiyacınız olduğunda yanınızdadır.

Zaman zaman buluşuruz, yürürüz, sohbet ederiz.

***

Rıza Ağabeyi bilenler bilir; heyecanlı ve hareketlidir, makineli tüfek gibi konuşur.

Ona bir şey söylemek için, sözünü kesip araya girmeniz gerekir.
Yoksa sabah başladığı konuşmayı, ne zaman bitirecek diye beklerseniz.

Akşamüstüne kadar susmak zorunda kalabilirsiniz.

***

Sohbet böyle devam eder.  

Birkaç hafta önceydi…

Rıza Ağabey ile yürüyüş molasındaydık, bir adamla karşılaştı.

“Ne haber” diye laf attı.

***
Adamın cevabını beklemeden, “bana pembe yalanlar anlat Ali Dayı” diye bağırdı.

Yine adamın ne diyeceğine bakmadan, arkasını dönüp yürüdü Rıza Ağabey…

***
Abartmıyorum; 45 dakika katıla katıla güldüm.

O manzara hala aklıma geldiğinde gülüyorum.

Ve düşünüyorum.

Günde kaç kere “pembe yalanlar” dinliyoruz?

Bence bunların sayısı çok fazla.

***

Siyasetçiden…

Bürokrattan…

İşadamından…

Komşumuzdan…
Belki eşimizden, hayat arkadaşımızdan…

Evet, her gün “pembe yalanlar” dinliyoruz.

***

Yemek gibi, su gibi, hava gibi gün içinde olmazsa olmazlardan haline gelmiş…

Yalan bağımlısı olmuşuz.

Mecburiyetten veya keyfiyetten söylediğimiz, dinlediğimiz yalanlar bitmez olmuş…

***

Peki, insanlar neden yalan söyler?

Korkudan mı, yaptığımız şeyden ötürü ceza yiyeceğimiz için, bir şeyleri kaybetmemek için mi?

Niye yalan söyleriz…

Aslında sorunun içinde cevabı da var.

***

Bir kere yalan söyleriz ve işe yaradığını görünce bir daha söyleriz.

Ve yalanlar, yalanları kovalar.

İlk yalanı daima desteklemek zorundasınızdır.

***

Zaman zaman çevremdeki yalancılara bakıyorum. Hepsinin kuvvetli bir hafızası olduğunu görüyorum.

Bir de “beceriksiz yalancılar” var.

Onlar söyleyip de unuttukları yalanlar yüzünden başına bela açılanlar…

***

Tabi bir de yalanların rengi var.

Masumları var, masum olmayanları var.

Kara yalan, beyaz yalan, mor yalan…

***
Bir gün bunları da yazarım ama bugünkü konumuz pembe yalanlar.

Yani en masum yalanlar.

Nerede görseniz tanırsınız…

Çoğu zaman söyleyen kişinin dudaklarındaki gülüşten anlarsınız.

***

Pembe yalanlar anlatanlar, bu yalana kendileri bile inanmazlar.

Bunlar çoğu zaman mecburen söylenir.

Yalan olduğunu bilmemize rağmen, duymaktan hoşlandığımız için kadınları ve erkekleri mecburen yalancı olmak bırakan düzen utansın değil mi efendim?

***

En güzel “pembe yalan” belki de nasılsın sorusuna verilen “iyiyim” yanıtıdır.

Ya da başka örnek mi istiyorsunuz?

“İlk sevdiğim sen değilsin ama son sevdiğim sen olacaksın”.

***

Ya da telefonu açıp, her gün söylediğimiz bir başkası…

“Ben sana döneceğim”

O telefon bir daha açılmadı…

***

Bir şeyi kabul ediyorum.

Artık günümüzde “yalansız” yaşamak imkansız ama hiç değilse söylediğimiz yalanların hepsi “pembe” olsun.

***

İçinde iftira bulunmasın, söylediğiniz yalan kimseye zarar vermesin, başkasının hayatını karartmasın.

Yalansız günler dilemek istiyorum ama…

Böyle bir şeyin mümkün olmadığını da biliyorum.

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yukarı