HABER AKIŞI

ÇAY TABAĞINDA ÇİKOLATA KASEDE TUZLU FISTIK YER: WELLBORN OTEL

 Tarih: 12-08-2017 17:02:42
İlker AKŞİT

Bugün pazar, “light” konulardan ve keyifli yazılardan devam edelim.

Geçen gün, gazetemizin onursal kurucusu Olcay Sanal ile birlikte kısa bir mola vermek için Wellborn Otel’deydik…

Yeri gelmişken söyleyeyim.
Wellborn’ü çok seviyorum.
Fırsat buldukça gidiyorum.

İşyerimize de yakın olduğu için, kendimi şanslı hissediyorum.

Muhteşem bir Körfez manzarası eşliğinde dinleniyor, kendimi formatlıyor ve  yeniden hayata karışıyorum.

O gün de öyle yapmak istedim.

Siparişlerimizi verdik.

Servis personeli her zamanki gibi güler yüzlüydü, servis hızlıydı.

Ancak sunumda, beş yıldızlı bir otele yakışmayacak bir rezalet yaşandı.

Çikolata, çay tabağında geldi.

Tuzlu fıstıklı karışık çerez tabağı, kalitesiz bir kasenin içinde masaya kondu.

Pardon arkadaşlar…
Orası, bu şehrin en güzel otellerinden biri mi?

Yoksa Değirmendere Aile Çay Bahçesi mi?

Olacak şey değil…

Wellborn Otel’in binası 5 yıldızlı.
Servisi 5 yıldızlı.

Fiyatlar 5 yıldızlı.

Hatta fiyatlar 9-10 yıldızlı ama çay tabağında sanki eşantiyondan alınmış gibi duran kalitesiz çikolata geliyor.

Böyle bir vizyonsuzluk Wellborn’e  yakışmıyor.

Otelin sahibi, başarılı işadamı Haluk Ulusoy her şeye yetişemiyor olabilir…

Ama mutfaktaki bir görevlinin yapacağı çapsızlığın, koskoca otelin imajını yerle bir edeceğini unutmamalı.
Bir şeyin altını tekrardan çiziyorum.

Wellborn’ü çok seviyorum.

Bu şehrin bir kazanımı olarak görüyorum ve asla gitmekten vazgeçmeyeceğim.

Peki, niye eleştiriyorum?

Daha güzel, daha iyi ve daha kaliteli hizmet versinler diye…
Wellborn Otel, bir şehir oteli olmak istiyorsa…

Kendisine acilen çeki düzen vermeli.

 

BİZİ TANIRLARSA, SENİ UNUTURLAR HUQQA

 

Herkesin iyi alışkanlıkları olduğu gibi, kötü alışkanlıkları da var.

Ben de “günahkar” bir kulum.

Kimseye tavsiye edemeyeceğim kötü alışkanlarım var.

Mesela…

Büyük bir keyifle her hafta içtiğim nargilem var.

Sağlığa zararlı olduğunu biliyorum, kimseye önermiyorum.

Ama “iyi nargile”nin peşinde koşmaya devam ediyorum.

Geçen gün Lamar Lounge’daydım.

İyi nargile deyince artık tartışmasız 1 numara olan bir mekandan söz ediyorum.

İşin başındaki Kemal Sağlam ile de ne zaman gitsek ya kahve üzerine, ya da nargile üzerine sohbet ediyoruz.
Kemal’in hazırladığı enfes nargileden bir yudum çektikten sonra, kendisinden yeni bir şey daha öğrendim.

“Nargile, 45 dakikada bitirilmeli” dedi.

“Devam etmek istiyorsan, nargileyi değiştirmelisin” deyip ekledi:  “Böylesi hem daha lezzetli, hem de daha az zararını göreceksin”.

Kemal’i dinledim.

Nargileyi 45 dakikada bitirdim.

Bu arada Kuruçeşme’deki Lamar Lounge, çıtayı bir hayli yukarı çekmiş.
Fiyatlarsa hala aşağıda.

Lamar’ın kalitesini İstanbul’daki mekanlarla kıyaslamaya başlamışlar bile.

Mesela alışılmışın dışında bir nargile kafe olan Huqqa ile…

İstanbul Kuruçeşme’nin nadir alkolsüz mekanlarından Huqqa, İstanbul burjuvasının ve ünlü isimlerin uğrak yeri konumunda.

Nargilesi dillere destan…

Bir müşteri geçen gün, Lamar’ın sosyal medya hesaplarına şöyle bir yorum yapmış; “Bizi tanırlarsa, seni unuturlar Huqqa”

 

 

BİR ÇAY BAHÇESİNDE, BUNU NASIL YAPARLAR?

 

Önüme konan nargileden içtikten sonra, yukarıdaki cümleyi kurdum.

Yer; Derbent’teki Damlataş Çay Bahçesi…

Yeşillikler içinde, geniş, huzurlu bir mekan.

Ve nargile uzmanı.

Çok övüyorlardı, anlata anlata bitiremiyorlardı, ilk kez geçen hafta deneyebildim.

Hayran kaldım.

Nargile sevdalıları başka hiç kimseye benzemezler.

Nargile ile aralarında tutkulu bağ olanlar, bırakın mekan değiştirmeyi tütün ve marpuç bile değiştirmek istemezler.

Bu şehirde de nargile içebileceğiniz birçok mekan var ama bunların iyisini bulmak kolay değil.

Kimisi ucuz kimisi pahalı, kimisi konforlu kimisi otantik yerler var.

Damlataş, konfora değil tütüne önem verenler için önemli mekanlardan biri.

Bu mekanda her türden insanı görmek mümkün.

Damlataş’ın tek meşhur ürünü de nargilesi değil.

Bazı yemekleri de sınıfı geçer.

Peki, senin nargilede ilk 3’ün nasıl İlker diye soracak olursanız…

Lamar Lounge’un ardından ikinci sıraya Damlataş’ı koyuyorum.

Peki, üçüncü sırada kim var?
Elbette her şeye rağmen Seka Park’taki Palmiye Kafe…

 

BARİSTA, ŞEHRİ TERK EDİYOR

 

Demek ne kadar doğru bilmiyorum ama duyunca üzüldüğüm bir şey oldu.

Mehmet Özel'in yarattığı ve bir marka haline getirdiği Barista’nın 41 Burda AVM’ye geleceğini herkes biliyordu.
Ama Barista, şehirdeki diğer bütün şubelerini kapatıp gidiyormuş.

Yani…

Wes Otel’in çatısındaki restoran…

Ve şehir içindeki Barista Plus da kapanacakmış.
Sadece Yürüyüş Yolu’ndaki ilk mekan kalıyor onun dışında Barista şehri terk ediyor.

Yeni mekanın çok özel bir konseptle hizmet vereceği konuşuluyor.

41 Burda’da doğru düzgün yemek yiyecek, bir şeyler içecek bir yer yoktu.
Önünüze çiğ et koyan çakma İskendercilerden bıkmıştık.

Barista Plus konseptiyle cafe-restaurant-bar olarak hizmet verecek.

Alt katta hemen ana giriş kapısının yan tarafında olacak olan Barista Plus’un İzmit standartlarının üzerinde bir yer açacağına eminim.

Mehmet Özel, bugüne kadar yaptığı işlerle hep standartları yukarıya çekti.

Burada da öyle olacaktır.

Ancak her şeye rağmen, İzmit’in markasının İzmit sokaklarından ve caddelerinden kopup, AVM koridorlarına hapsedilmesine üzgünüm…

 

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yukarı